Reklam

Suriye için çarpıcı sözler: Türkiye artık konvansiyonel savaşın tam içinde

Bir haftadır İdlib'de yaşanan gelişmeler, dikkatleri yeniden Suriye üzeri çevirdi. Esed rejiminin bir hafta arayla gerçekleştirdiği saldırılarda 13 askerimiz şehit oldu. Türkiye saldırılara misliyle karşılık verirken, sınır ötesine yoğun sevkiyat yapılıyor. Haber7'ye konuşan uzmanlar, Türkiye'nin dosyasında tuttuğu askeri seçenekten Ankara-Moskova ilişkilerine kadar birçok önemli konuda çarpıcı açıklamalar yaptı.

Suriye için çarpıcı sözler: Türkiye artık konvansiyonel savaşın tam içinde
Suriye için çarpıcı sözler: Türkiye artık konvansiyonel savaşın tam içinde
Bu içerik 60 kez okundu.
Reklam


Haber7 / İbrahim Can

 

Uzun zamandır, Rusya ve Suriye'nin art arda saldırılar düzenlediği İdlib'de insani dram yaşanıyor. Türkiye akan kanı durdurmak için bölgedeyken, son bir haftadır yaşanan gelişmeler düşündürücü. Geçtiğimiz hafta pazartesi ve dün Esed rejiminin düzenlediği saldırılarda 13 askerimiz şehit oldu. Her ne kadar Rusya, "Saldırıların bizimle alakası yok" dese de uzmanlar, Esed rejiminin arkasında Moskova'nın olduğu ortak görüşüne sahip. 

Bölgede yaşanan gelişmeler bağlamında; Türkiye-Rusya ilişkilerini ve Ankara'nın dosyasında bulunan askeri müdahale seçeneğini uzmanlara sorduk. Haber7 için özel değerlendirmeler yapan uzmanlar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın verdiği mühlet, Rusya'nın bölgede attığı adımlar ve Ankara-Moskova ilişkilerine dair birbirinden önemli açıklamalar yaptı. 

 

"TÜRKİYE'NİN SINIR ÖTESİNE YAPTIĞI EN BÜYÜK YIĞINAK"



Terör ve Güvenlik Uzmanı Abdullah Ağar, Türkiye için askeri harekat seçeneğinin masada olduğunu vurguladı. Yığınakla karşı tarafa irade ve caydırıcılık mesajının verildiğini kaydeden Ağar, aynı zamanda gerektiğinde harekat amacının da olabileceğini belirtti. Ağar ayrıca, “Bu yığınak şu an Türkiye’nin belki İran’dan itibaren sınır ötesinde yaptığı en büyük yığınak” diye konuştu.

Önümüzdeki süreçle ilgili kararın Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından verileceğini belirten Ağar, “Özellikle ABD ve Rusya liderleriyle yapacağı görüşmeler son derece önemli” dedi.

"KONVANSİYONEL SAVAŞTAYIZ"

Ağar, Türkiye’nin sadece terörle mücadele içinde olmadığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:

“Bu bir terörle mücadele operasyonu veya harekatı değil. Konvansiyonel harbin eşiği. Şu andaki haliyle; düşük yoğunlukla konvansiyonel harp diyebiliriz. Şu an içindeyiz. Mehmetçik, oraya girdiği an içindeyiz. Kenarında değiliz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın şubat sonuna kadar mühlet vermesiyle ilgili de değerlendirme yapan Ağar, “O güne kadar derenin altından çok su akar” diye konuştu. Ağar, şunları söyledi:

“Şubat sonu mesajı harekatın durmasıyla ilgili. Devam ederse; İdlib düşerse süre verdik diye şubat sonunu mu bekleyeceğiz?

Çözüm ya gerilim üretmeden ya savaşmadan ya da gerilim üreterek savaşarak bir çözüm üretilir. Burada çözüm fırsatı varken, bu fırsatın harcanmaması gerektiğini düşünüyorum. Çözüm fırsatı harcandığı takdirde her iki taraf için de ortak birliktelik harcanmış olur.”  

"RUSYA'NIN TA KENDİSİ!"

“Bazı şeyleri doğru okumak lazım” diyen Emekli İstihbarat Albay - Güvenlik ve Terör Uzmanı Coşkun Başbuğ, saldırıyla ilgili haberlerde hep rejim güçlerinin zikredildiğini hatırlatarak, “Rejimin elinde bu saldırıyı yapacak ne güç var ne de askeri yetenek var. Bu saldırının esas muhatabı Rusya’nın ta kendisidir” ifadelerini kullandı.

Libya’da terörü destekleyen ve "Putin'in Aşçısı" olarak bilinen Yevgeny Prigozhin tarafından yönetildiği düşünülen Wagner’i hatırlatan “Suriye’de epeydir varlar. Rejim güçlerine arkadan inanılmaz destek veriyorlardır” diye konuştu.

"RUSYA GASP ETTİĞİ YERLERİ ELİNDE TUTMAK İSTİYOR"

Başbuğ, Rusya’nın bölgede izlediği siyasete ilişkin de dikkati çeken değerlendirmelerde bulundu. Moskova’nın, “Türkiye ile masaya oturduğumuz an İsrail’in Filistin politikasında olduğu gibi o ana kadar gasp ettiğim yerler yanıma kar kalır, kalan bölgeler için masaya otururuz” düşüncesi olduğunu vurgulayan Başbuğ, “Hem alan hakimiyetini genişleteyim, hem de Türkiye’nin kararlılığını sınayayım diye aklınca politika yürütüyor” dedi.



 



"TÜRKİYE PLANI GÖRÜYOR"

Türkiye’nin Rusya’nın planlarını baştan beri gördüğünün altını çizen Başbuğ, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Soçi mutabakatına uyulmasını bekliyoruz ve Rusya’nın korumuş olduğu sınırlara geri dönmesini istiyoruz” açıklamasını hatırlatarak Ankara’nın, “Her ne kadar oldu-bitti istiyorsan da biz ilk şartlarda varız” mesajını verdiğini vurguladı. Başbuğ, iki ülkenin Suriye’deki karşılıklı siyasetini şu sözlerle özetledi:

“Türkiye, ‘Sen gözlem noktasına saldıran güçleri tasfiye ettiğin takdirde ben seninle hem masada hem sahada birlikte süreç yürütürüm’ diyor. Ancak Rusya da sonuna kadar dediği politikayla siyaset yürütmek istiyor. Fakat bu Türkiye’nin kabul edeceği bir şey değil.

Türkiye şu anda en kötü senaryoya göre plan yapıyor. ‘Rusya kabul etmedi, biz harekata başlayacağız’ diyerek sınıra sevkiyat yaptık. Rusya’nın da bunu görmesi lazım. Erdoğan’ın dün kurduğu cümle de önemli: Bu yığınakların bir anlamı olması lazım, bunu görmek lazım, dedi.



RUSYA RULETTE DİRENİYOR

Dün masada otururken, eş zamanlı aldığımız saldırılar var. Rusya bugüne kadar, "Saldırıları rejim yapıyor, benimle alakası yok’ diyordu. Rusya, rejimin yaptığı saldırılara arka çıkmadı ama işi kabullenmek zorunda kaldı.

Rusya’nın iyi hesap etmesi, önündeki süreci iyi görmesi lazım. Rusya, biz satranç masasına çağırmamıza rağmen Rus ruleti oynayacağım diye diretiyor. Bu oyunda kaybeden kesinlikle Rusya olur.

Amerika, Rusya ile Türkiye’nin yakınlaşmasından rahatsızdı. Amerika’ya gerek kalmadı, Putin kendisi durdurdu zaten.

Türkiye altın tepside, Rusya’ya itibarını kazanma şansı sunmuştu, bunu teptiler. Libya’da sorunu masada çözen Rusya olacaktı. Bunların hepsini Rusya itti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Putin.

‘PARALEL DEVLET’ UYARISI

Rusya’nın içinde de paralel devlet var ve bu paralel devlet Siyonist kanatla mı iş birliği içinde? Bunları sorgulayacak ülke de Rusya. Ama biz bunu sorguladıklarını görmedik. Ümit ediyorum Putin görüyordur.  Süreç sonunda Amerika’nın istediği ilk tablo gerçekleşmiş olacak ve Amerika bu bölgeye Birleşmiş Milletler ve NATO gibi unsurları getirme fırsatı yakalayacak. Ki onun işaretini de Amerika verdi. Türkiye haklıdır, BM ve NATO’ya yapılan saldırı kabul ederiz gibi söylemleri Rusya’nın iyi düşünüp değerlendirmesi lazım.

Ama biz görmedik bu değerlendirmeyi. Bundan sonra görür müyüz? Ümidim az. Bu saldırı üzerine, 3. Bir saldırıyı alırsak, Şubat sonu beklemeden operasyon başlar. Mehmetçik hazırlığını bitirme noktasına geldi, bir tek gelecek komuta bakıyor. O süreci de Sayın Erdoğan’ın yapacağı son konuşma belirleyecek.”

"TÜRKİYE SAHADA YAYILMAK İSTİYOR"

Türkiye ve Etki Alanındaki Bölgeler Savunma Analisti Turan Oğuz ise, Esed rejiminin saldırılarının İran destekli olduğunu kaydetti. Suriye’de yıllardır devam eden iç savaştan dolayı rejimin elinde düzenli ordu ekipman kalmadığının altını çizen Oğuz, “Halbuki İran Suriye’yi personel olarak ve çoğu noktada da ekipman olarak destekliyor. Rusya ise hava saldırısı ve siyasal olarak destekliyor” diye konuştu.

Türkiye’nin bölgeye yaptığı sevkiyatı da değerlendiren Oğuz şu ifadeleri kullandı:

“Orada tahkim yapma amaçlı malzemeler gidiyor. Bu da Türkiye’nin sahada geniş anlamda yayılma talep ettiğini gösteriyor. Üs bölgelerinin kurulması; dolayısıyla rejimin önünün kesilmesi olduğunu görüyoruz. Hem bu kadar çok personelin İdlib sahasına girmesi, Suriye’nin daha çok İdlib merkezine doğru ilerlemesinin engellenmesi amacı taşıdığı görülüyor. Bu noktada bu kadar çok ekipman, personel; aynı zamanda Milli Suriye Ordusu mensuplarının da oraya sevk edilmesi sahada yayılması amaçlandığını gösteriyor bize. Bu da neden? Neredeyse İdlib alanından Türkiye sınırına gelenlerin sayısı bir milyona ulaşmış durumda. Artık Türkiye biz daha fazlasını alamayız diyor. İdlib bölgesinin merkezine yaklaştığınızda bu göç edenlerin sayısı 3-4 milyona çıkabilir.”

 



"AÇIK BİR ÇATIŞMANIN AYAK İZLERİ"

Türkiye’nin sahada bir baraj uygulayarak rejim ve onları destekleyen unsurların kuzeye çıkmasını engellemek için adımlar attığını vurgulayan Oğuz, bölgedeki siyasi anlaşmazlıklarla ilgili olarak ise şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye Astana ve Soçi süreçlerinin çok büyük zarar gördüğünü açıkçı söylüyor. Bunu çeşitli yerlerde sürekli beyan ediyoruz zaten. Rejimin verilen sözleri yerine getirmemesi ve ilerlemesiyle; bunların insanlık dramına da neden oluyor. Hastaneleri de bombalıyorlar. Bunlar göç etmesine sevk eden şeylerdir. Rusya da bu noktada hava saldırıları ve sivil siyasi olarak destek vermektedir. Sahada da havadan Rusya, sahada da İran kuvvetleriyle destekli rejim güçleri acımasızca saldırılarını sürdürmektedir. Genel anlamda özetini çıkarmak gerekirse size söyleyebileceklerim bunlar.

Astana ve Soçi süreçleri büyük darbe görmüş durumdadır. Nitekim bununla ilgili Türkiye’ye de Rus heyeti iki kere geldi. Bir sonuca varılamadığını mealen anlamış bulunuyoruz. İyi niyetli bir görüşme olsaydı, bu noktada tüm çatışmaların durdurulması, görüşmelerin yapılması şeklinde olurdu. Dolayısıyla böyle bir iyi niyeti de görmüyoruz.

Tüm hepsini birleştirdiğimizde, bu şekilde devam ederse tarafların daha büyük alanda sıcak çatışmalara girmesi kaçınılmaz olacaktır. Türkiye belli bir noktaya kadar geri çekiliyor veya karşılık vermiyor sadece mütekabiliyet gösteriyor. Ama bu daha uzun sürerse, oraya giden büyük yığınak da göstermektedir ki; Türkiye karşılık vermeye kararlı.

Açık bir çatışmanın ayak izlerini gösteriyor.”

"MECBUR KALIRSA TÜRKİYE BEKLEMEZ"

Ankara’nın Esed’in çekilmesi için ay sonuna kadar mühlet verdiğini hatırlatan Turan Oğuz, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İdlib’e yönelik çabaları hızlanırsa veya bizim TSK veya birlikte çatıştığı MSO’ya yönelik zarar veren çabaları artarsa Türkiye bu süreci beklemeyecektir. Yani mecbur kalırsa Türkiye bu süreci beklemeyecektir.

Türkiye belli zaman ve hedef vermiştir. Daha önceden açıklamıştır şartlarını. Hiçbir şey yapılmasa, zaman geçse dahi bunun sonucu askeri müdahaleye varacaktır.”

Eser rejimi, anlaşmalara rağmen İdlib'in yarıya yakınını ele geçirdi.

"ESED'İN ASKERİ GÜCÜ YOK"

Türkiye Gazetesi Yazarı Batuhan Yaşar ise, Esed’in askerimize yönelik saldırılarından Rusya’nın haberdar olmamasının imkansız olduğunu vurguladı. Dünkü saldırının Rus heyetle toplantı sırasında yapıldığını hatırlatan Yaşar, “Masada konuşuyorsunuz ama arkadan sizi vuruyorlar. Rusya çok net şekilde Esed’i ayakta tutmaya çalışıyor. Esed’i neden ayakta tutmak istiyor? Neden Astana süreci çöpe atıldı, Cenevre’ye gitmiyor? Suriye’de siyasi sürecin önünü kapatmak için” ifadelerini kullandı.

Esed’in siyasi ve askeri gücü olmadığını kaydeden Yaşar, “İran ve Rusya tarafından ayakta tutuluyor. Çünkü Suriye’deki varlıklarının devamı için Esed’in ayakta durması gerekiyor” dedi.

"İDLİB'İN HAYAT DAMARINI KURUTMAK İSTİYORLAR"

Türkiye’nin İdlib’deki askeri gücüne değinen Yaşar, “M4 ve M5 karayolu üzerinde gözlem noktaları oluşturuyor. Eğer M4 ve M5 rejimin eline geçerse o zaman İdlib’in hayat damarları kurutulacak. O yüzden Türkiye burada dört tane daha karakol oluşturuyor” diye konuştu. Yaşar sözlerine şöyle devam etti:

“O büyük gücü Türkiye’nin koruması lazım. Tabii ki karadan yapılıyor ama havadan Türkiye giremiyor. S400’ler var. Hava savunma sistemi var. Burada Türkiye’nin en büyük hedeflerinden birisi bunu sağlamaktır. Kuzey Irak’a yaptığı gibi, hem İdlib’deki hem de diğer bölgelerdeki birliklerini korumak için Suriye hava sahasının kendisine açılmasını isteyecektir.

Ben kısa sürede Erdoğan-Putin görüşmesi bekliyorum ama çözüm bulunur mu? Daha önce çok görüşme oldu ama sonuç ortada. 8 şehit, ardından 5 şehit verdik. Türkiye hala soğukkanlı bir şekilde çözüm arayışı peşinde. Allah korusun, 3. Saldırı sonucunda başka yöne evrilir gelişmeler.

Türkiye, 4 milyonluk İdlib’in sınıra dayanmasının ve insani dram yaşanmasının önüne geçmeye çalışıyor. Rusya ve Esed de o insanları Türkiye’ye sürüklüyor. Suriye sertleşiyor. Ama Türkiye hiçbir şekilde, 12 noktasından geri adım atmayacak hem de yeni üslerini M4 ve M5 karayollarını ele geçirmek için oluşturdu zaten. Orada hatırı sayılır bir askeri gücümüz var. Bundan sonra Türkiye bu gelişmelerden bir çözüm bulunamazsa, Cumhurbaşkanı çok net açıkladı: Türkiye’nin öncelikli olarak Rusya ile görüşüp Suriye hava sahasını kullanması gerekmektedir.”

Kırmızı ile gösterilen M4, mavi ile gösterilen ise M5 karayolu.

"TÜRKİYE O BİRLİKLERİ PİKNİK YAPMAYA GÖNDERMEDİ"

Yaşar, Türkiye’nin seçenek olarak sakladığı askeri operasyonla ilgili soruya ise şu yanıtı verdi:

“Türkiye orayı çok rahat bir şekilde cehenneme de çevirebilir. Ama birçok ayağı var olayın. Türkiye temkinli hareket etmek istiyor. Kalıcı çözüm getirmek istiyor. 28 Şubat’a kadar rejim Türk askerinin etrafından çekildi, çekilmedi. Çekilmezse süpürme harekatı kaçınılmaz görünüyor.

Hem hava sahasını kullanmak isteyecek hem de o kadar birliğini Türkiye oraya piknik yapmaya göndermedi.”

"RUSYA'NIN TAVRI ANLAŞILMAZ"

Yaşar’a, Rusya’nın tutumunu da sorduk. Moskova’nın “anlaşılmaz” bir tavır sergilediğini kaydeden Yaşar şunları söyledi:

“Rusya’nın tavrı anlaşılmaz bir şey. Ben Moskova’da da aklıselimin hakim olacağını düşünüyorum. Bu kadar grift ilişki… Artık iki taraf da özel çaba sarf etmeden ilişkiler bu noktaya geldi. Birçok ilişki var. Türkakım, S400, turizm… Ben Rusya’nın niye böyle davrandığının sorusu gerçekten cevaplanmış değil. İran’ın ne derece etkili olduğuna da bakmak lazım. Tuzaklar da kuruluyor. Her şeye rağmen Rusya’nın en sonunda yanlış gidişten döneceğini ve aklıselim olacağını düşünüyorum. Aksi takdirde gerçekten bunun kazananı olmaz, Türkiye-Rusya ilişkileri kötü giderse kim kazanacaktır ona bakmak lazım. Artık top Moskova’da. Moskova’nın bu oyuna gelmemesi gerekiyor.

8 şehit verdikten sonra aradan bir hafta geçti. Moskova’daki sessizlik gerçekten düşündürücü. Niye böyle yapıyor sorusunun cevabı bulunabilmiş değil. Esed’in yerini ayakta tutmak istemesi anlaşılabilir ama yerine gelenle de iş birliği yapabilir.”

İran Cumhurbaşkanı Ruhani, Rusya Devlet Başkanı Putin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan.

"RUSLAR TAMAMEN TEMİZLEMEK İSTİYOR"

Savunma Sanayii Analisti Yusuf Akbaba ise, Rusya’nın Türkiye destekli muhalif güçlerini kendisi için tehdit gördüğünü kaydetti. Akbaba, “Ruslar İdlib’deki muhalif varlığını kendilerine ve rejimin geleceğine tehdit görüyorlar ve muhalifleri tamamen temizlemek istiyorlar” diye konuştu.

Türkiye’nin harekat yapmaya mecbur kaldığını kaydeden Akbaba, Gözlem noktalarımız kuşatma altında, en az 300 askerimiz var. Oralar tehdit altında. İkincisi; İdlib’de 2 ila 3 milyon arasında insandan bahsediliyor. 500-600 bin kadarı zaten Türkiye sınırına geldiler. Türkiye’deki mevcut mülteci sayısı belli. Türkiye artı 10 bin mülteciyi kaldırabilecek bir durumda bile değil artık” ifadelerini kullandı.

İdlib'de her gün binlerce Suriyeli, Türkiye sınırına göç etmeye zorlanıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın belirttiği şartların gerçekleşmemesi durumunda Ankara’nın operasyon hamlesini ileri süreceğini vurgulayan Akbaba şu ifadeleri kullandı:

ESED-PKK İŞ BİRLİĞİ YAPIP SALDIRACAK

“Eğer Esed güçleri çekilmezse ve biz buna razı olursak; yarın İdlib işi bittikten sonra PKK’nın hedefi Afrin’e saldırmak. Eğer İdlib’de bir defa çekilirsek, bunun sonuçlarını hem Afrin’de, İdlib’de bunun sonuçlarını göreceğiz.”

Tarihte yaşanan olayları ve Rusya’nın sıcak denizler hedefiyle Boğazlar sorununu hatırlatan Akbaba, “Rusya Türkiye için asla müttefik olmadı, olamaz da. Sadece belli bir süre çıkar ortaklığı olur” dedi.

Suriye’de çatıştığımız grupların hepsinin arkasında Rusya’nın olduğunu vurgulayan Akbaba, “Rusların bize karşı duracağı belli. Çoğu içeriden yansıyan bilgiler de kendilerinin içinde bulunduğu Soçi kararlarını artık kabul etmediklerini ve gözlem noktalarının gerisine çekilmeyeceklerini görüyoruz. Sadece rejimden bahsediliyor ama rejimin her ilerlemesinden Rusya rejimle beraber. Şu anki ilerlemenin arkasındaki de Ruslar” ifadelerini kullandı.
Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Barut;
Barut; "Kara kışa inat, bahar gelecek"
Güzel Sanata Hazırlık
Güzel Sanata Hazırlık