Reklam

Gerginlik had safhaya çıktı! Bomba sözler: Rusya'ya yar etmezler

Haber7 yazarı Taha Dağlı "İdlib'i tek başına Ruslara yar etmezler" adlı köşe yazısında, Esed'in Türk askerine saldırması ve İdlib'deki gerginliği kaleme aldı. 2017 yılında kurulan İdlib masasının dağıldığını yazan Dağlı, İdlib ele geçirilirse İran ile Rusya'nın çatışma yaşayacağını belirtti. Dağlı, Türkiye'nin Akdeniz ve Libya'daki faaliyetlerinin Rusya'yı rahatsız ettiğini belirtip konuya ABD cephesinden de baktı.

Gerginlik had safhaya çıktı! Bomba sözler: Rusya'ya yar etmezler
Gerginlik had safhaya çıktı! Bomba sözler: Rusya'ya yar etmezler
Bu içerik 47 kez okundu.
Reklam


İşte Taha Dağlı'nın o yazısı;

İdlib’te 2017 Eylül’den bu yana kurulan bir masa vardı. Masa dağıldı.

Ruslar alelacele Suriye’deki savaş defterini kapatmak istiyorlar ama bu istekleri uğruna İdlib düğümünü çözebilecekleri en makul ortaklarını kaybetmek üzereler. Bu da İdlib’te Rusların arzu ettiği doğrultuda bir sonuç çıkamayacağına işaret.

İdlib’te Rusya var, İran var, onlara bağlı olan Esed rejimi var, Türkiye var, milyonlarca sivil var, terörist unsurlar var, bir de "İdlib’te ben de varım" diyen Amerika var.

Böyle bir düğümü çözmek kolay değildi.

2017’de Türkiye, Rusya, İran arasında bir masa kuruldu.

Bu sayede İdlib’teki katliamlar ertelenmiş oldu.

Şimdi Ruslar, "İdlib bizim, Türk askeri çıksın" diyor.

Evet Türk askeri İdlib’te ama kimse unutmasın, Türk askeri İdlib’e başına buyruk şekilde girmedi.

Bir anlaşma ve koordinasyon neticesinde girdi.

O mutabakatta İdlib çatışmasızlık bölgesi ilan edildi.

Fakat özellikle son 6 ayda İdlib’te siviller bombalandı.

Türkiye katliamı önlemeye çalışırken, bu kez Türk askerleri hedef alındı.

Hem de bir haftada iki kez.

Ve şehitlerimiz oldu.

Ruslar önce "biz yapmadık" havasındaydı.

Ama ikinci saldırı olunca artık "kim yaptı" diye sormaya bile lüzum kalmadı.

Türkiye, ilk saldırının ardından yaptığı misillemelerde 200’den fazla Esed rejimi üyesini öldürdü.

İkinci saldırının olduğu gün de 76 Esed milisi imha edildi.

Bu saatten sonra Türk askeri ve ona bağlı olan Suriye Milli Ordusunun İdlib’te karşısına kim çıkarsa hedef olacaktır, bu rejim milisleri de olabilir, İranlı militanlar da olabilir, Rus askeri-polisleri de.

Türkiye’nin amacı İdlib’te sivillerin korunması, onlar bombalanmamalı ki, hem büyük bir trajedi yaşanmasın hem de sınırımıza milyonluk göç akını olmasın.

Zaten Türk askeri bunun için İdlib’te.

Rusya neden böyle davranıyor, İdlib’teki masayı neden dağıtıyor?

Ruslar meselenin en kısa yoldan çözümünü arzu ediyorlar, o da İdlib’i ikinci bir Halep yapıp, insan yaşayamaz hale getirmek, Türk askerlerinin oradaki varlık sebebini ortadan kaldırmak, Lazkiye ve çevresindeki tasarruflarına yönelik tüm tehdit unsurlarını bertaraf etmek.

Belki bir de Türkiye’nin Libya ve Akdeniz’deki faaliyetleri de Rusya’yı İdlib konusunda Türk askerlerine yönelik saldırılara göz yummaya varana kadar agresifliğe itmiş olabilir.

Türkiye ile Rusya arasında bir çok başlıkta ortaklıklar var, bir çok başlıkta da görüş ayrılıkları.

Kazanımların olduğu ortaklıklar sürdürülmeli.

İdlib gibi görüş ayrılıklarının olduğu başlıklar ise ya güncellenmeli ya da artık bu konularda ısrarcı olunmamalı.

2017’ye dönecek olursak, Astana ve Soçi mutabakatları Türkiye açısından özellikle Fırat Kalkanı harekatı sonrası düzenlenen Zeytin Dalı operasyonu açısından bir kazanımdı.

Bu kazanımı koruyup, İdlib meselesine farklı bir çözüm bulma zamanı gelmiş görünüyor.

Ama İdlib problemini sadece Türkiye "nasıl çözeceğim" diye düşünmemeli.

Masa dağıldıysa, masanın karşı tarafında oturan Rusya da en az Türkiye kadar bu sorunun nasıl çözüleceğine kafa yormalı.

Rusları az çok tanıyoruz. Ortaklıkları iyi ama pazarlıkta illa ki "ben bir fazla isterim" diyorlar.

Maalesef Türkiye bu saatten sonra kimseye böyle bir eyvallahı gösteremez.

Ruslar bu politikalarından vazgeçmeyeceği sürece İdlib’te de istediklerini alamayacaklardır.

Çünkü İdlib, Türkiye’yi saf dışı bırakarak ya da Türkiye’yi karşılarına alarak, halledebilecekleri bir mesele değil.

Hatta Türkiye, Rusya için İdlib düğümünün çözümündeki en makul ortaktı.

Şu an kol kola yürüdükleri İranlılardan bile daha makul.

Yarın öbür gün İdlib’i komple ele geçirdiklerinde İranlılarla Rusların, Suriye’nin farklı şehirlerinde olduğu gibi çıkar çatışmasına girme olasılıkları çok yüksek.

Türkiye İdlib’ten dolayı Rusçu olmamıştı. İdlib masası dağılınca Rus karşıtı da olmayacaktır.

Amerikancı bir politikanın içerisine de girmeyecektir.

2016 sonrası oturtulan bir dış politika var, bağımsız, lokal-stratejik işbirliklerinin içerisinde olduğu bir politika.

İdlib başta olmak üzere Suriye genelinde bu politik yaklaşım devam edecektir.

Bir de işin ABD boyutu var.

ABD başından bu yana, dahil edilmediği Astana ya da Soçi süreçlerinin bir an önce bozulmasını, Rusların ya da İranlıların İdlib’teki tek taraflı inisiyatiflerinin kalıcı olmaması için uğraşıyor, bunun üzerine politikalar üretiyor.

Yani İdlib’e tek başına Ruslara yar etmeme siyaseti güdüyor.

Üstüne üstlük Rusların bu dayatması devam ederse, İdlib’teki göç akınları ve katliamlar neticesinde Avrupa da topa girmek zorunda kalacak, bu da Rusların çok arzu ettikleri bir durum olmayacak.

Bunların yanına Türkiye’nin sahadaki askeri varlığını, bünyesinde tuttuğu Suriyeli muhalifleri ve Ruslar için çok büyük baş ağrısı olan Bayırbucak gibi kritik bir bölgeyi de unutmamak gerek.

O nedenle Rusya, tavana doğru fırlayan bu tansiyonu bir noktada durdurma hamlesinde bulunacaktır. Sınırları zorlayıp, test edip, hem Türkiye’den hem de etraftan gelen tepkileri ölçerek, gerginliği bir noktaya çekecektir.

Rusya’nın Suriye’deki geçmiş tavırlarını göz önüne getirecek olursak, böyle bir adımı atacaklarını da söyleyebiliriz.
Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Barut;
Barut; "Kara kışa inat, bahar gelecek"
Güzel Sanata Hazırlık
Güzel Sanata Hazırlık