Reklam

Barzaniler büyük bir risk aldı: Türkiye şimdi müdahale etmezse bunu sonra bozmak çok güç olacak

Yeni Birlik gazetesi yazarı Faruk Aktaş "ABD'li konsolosun teşekkürü" adlı köşe yazısında bölgedeki son gelişmeleri, Yeni Akit gazetesi yazarı Zekeriya Say ise, "Barzaniler bir kez daha ABD'nin kucağında!" adlı köşe yazısında, Barzani ailesinin ABD ile olan bağlarını kaleme alıp zamanında Ecevit hükümetinin Mesut Barzani'nin hamlesine karşı gösterdiği acziyeti anlattı.

Barzaniler büyük bir risk aldı: Türkiye şimdi müdahale etmezse bunu sonra bozmak çok güç olacak
Barzaniler büyük bir risk aldı: Türkiye şimdi müdahale etmezse bunu sonra bozmak çok güç olacak
Bu içerik 140 kez okundu.
Reklam


Yeni Birlik gazetesi yazarı Faruk Aktaş yazısında, son günlerde IKBY'de artan toplantıların arka planını yazdı. Aktaş yazısında, ABD'li ve Fransız diplomatların PKK'nin siyasi uzantıları ile Erbil yönetimini biraraya getirerek "Kürtlerin İttifakı"nı kurmaya çalıştığını belirtti. "Türkiye ile düşman olma" anlamına gelen bu gelişmeyi Neçirvan Barzani'nin neden engelleyemediğinin sebebini anlatan Aktaş, Barzani'nin büyük bir baskı altında olduğunu ve iki arada bir derede kaldığını söyledi. Aktaş yazısının devamında, "Ankara tüm bu yaşananların, başına örülmek istenen çorabın farkında ve oyunu bozmak için elinden gelen çabayı gösteriyor. Ama bana kalırsa Türkiye, Afrin'deki gibi güçlü ve net adımlar atmazsa bu proje belirli bir aşamaya vardıktan sonra bozması çok daha güçleşebilir" ifadelerini kullandı.

Yeni Akit yazarı Zekeriya Say ise, Barzani ailesinin Rusya ile birlikteyken nasıl bir anda Amerikancı olduğunu, Bülent Ecevit döneminde Türk hükümetinin büyük bir acziyet göstererek neden Mesut Barzani'nin kurduğu özerk yönetimine müdahale edemediğini köşesine taşıdı. Konuyu günümüzde atılmak istenen adımlara getiren Say, Barzanilerin PKK'yı legalleştirme adımlarından ne kazanacağını zamanın göstereceğini belirterek yazısını şu cümlelerle sonlandırdı: Fakat şu da bir gerçek ki; Türkiye, bu plana karşı düzenleyeceği olası bir zirveye muhtemelen "Afet İşleri" ve "DSİ"den çok daha ciddi kurumlarını davet edecektir. Bilmem anlatabildim mi?"

İŞTE FARUK AKTAŞ'IN O YAZISININ TAMAMI;

Bölgenin yeniden şekillendirilme çabalarındaki kilit konulardan birisi.

Son günlerde Suriye ve Irak eksenindeki sorunlar çerçevesinde en çok tartışılan konulardan birisi PKK’nın Suriye kolu PYD ile Kuzey Irak’taki Barzanilerin partisi KDP’ye yakın Suriye Ulusal Kürt Konseyi (ENKS) arasındaki ittifak görüşmeleri.

Bu, sıradan iki silahlı ya da siyasi grubun kendi aralarında iş birliği yapma çabalarından çok öte bir durum.

Bölgenin yeniden şekillendirilme çabalarındaki kilit konulardan birisi.

O nedenle bölge üzerinde hesapları olan çok sayıda küresel ve bölgesel güç bu konu ile yakından ilgileniyor.

"Kürtlerin ittifakı" adı altında yürütülen planla ilgili her gün uluslararası basında çok sayıda haber ve yorum yer alıyor.

Adı "Kürtlerin ittifakı" ama aslında konunun Kürtlerle hiçbir alakası yok.

Daha doğrusu bunu talep eden Kürtler değil.

Bu konuda çok açık, net ve somut bir örnek.

ABD’nin Erbil Başkonsolosu Steven Fagin’in çarşamba günü Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Neçirvan Barzani ile yaptığı görüşme sonrası Barzani’nin ofisinden görüşmeye dair bir açıklama yapıldı.

Açıklamanın son bölümünde görüşmede Suriye konusunun da ele alındığı belirtilerek, "ABD’li Başkansolos, Kürtler arasındaki birlik sağlamaya yönelik çabalarından dolayı Başkan Neçirvan Barzani’ye teşekkür etti" ifadesi yer aldı.

Yani ABD’li bir diplomat bir Kürt yöneticiye, "Kürtler arası birlik" çabalarından dolayı teşekkür ediyor.

Normal olan, "Kürtler arası bir birlik" çabası söz konusu ise böyle bir çaba içinde yer alan bir Kürt siyasetçinin, bu çabalarına destek veren bir ülkenin diplomatıyla görüştüğünde söz konusu destekleri için o ülkeye teşekkür etmesidir.

Ancak burada tersi bir durum söz konusu.

Neçirvan Barzani, ABD’li Başkonsolosa teşekkür etmiyor.

Başkonsolos, Barzani’ye teşekkür ediyor.

Çünkü bu proje Kürtlerin bir projesi değil.

ABD’nin projesi.

ABD ve Fransa’nın projesi.

PKK’ya alan açma projesi.

Kürtleri Türkiye’ye karşı kullanma projesi.

TÜRKİYE'YE KARŞI BAŞARISIZ OLAN ABD TAKTİK DEĞİŞTİRDİ

Hatırlanacak olursa Ocak 2018’de Türkiye’nin Afrin’e yönelik Zeytin Dalı Harekâtı gündemdeyken içerdeki en yoğun tartışmalardan birisi, "Türkiye operasyon yaparsa ABD ne yapar?", "Türk askeri ile ABD askeri karşı karşıya gelir mi?" soruları ekseninde yürüyen tartışmaydı.

Ama ne oldu?

Türkiye operasyona başlayınca ABD oralı bile olmadı, hamisi olduğu PKK/PYD’yi ortada bırakıp çekildi.

Türkiye kararlılık gösterince ABD, Türkiye ile karşı karşıya gelmeyi göze almadı, alamadı.

Ama PKK üzerinden Türkiye ile ilgili hesaplarından da vazgeçmedi.

PKK’nın tek başına Türkiye karşısında direnemediğini görünce, Türkiye ile doğrudan karşı karşıya gelmesinin kendisi açısından da maliyetinin ağır olduğunu anlayınca terör cephesini genişletmeye karar verdi.

Kuzey Irak’taki Kürtleri ve onlara yakın olan Suriye’deki Kürt grupları PKK ile aynı cephede buluşturmaya karar verdi.

"Kürtlerin ittifakı" denen proje bu.

ABD Başkonsolosu’nun Neçirvan Barzani’ye yaptığı teşekkür de, kendilerine ait bu projeye verdiği destek için.

Peki Barzani, ABD’nin bu hesaplarını bilmiyor mu?

Elbette biliyor.

PEKİ BARZANİ "TÜRKİYE İLE DÜŞMAN OLMA" ANLAMINA GELEN BU PROJEDE NEDEN YER ALIYOR?

Peki Kuzey Irak’ta Kürt siyasetçiler arasında Türkiye’ye en yakın isim olarak bilinen Neçirvan Barzani, "Türkiye ile düşman" olma anlamına gelen böyle bir proje içinde neden yer alıyor?

Bilebildiğim kadarıyla Neçirvan Barzani hem içeride hem dışarıda bu konuda yoğun bir baskı altında. Gün geçmiyor ki ABD’li ya da Fransız bir yetkili Erbil’i ziyaret edip onlara bu yönde baskı oluşturmasın.

Yani Neçirvan Barzani’nin durumu, iki arada bir derede durumu.

"TÜRKİYE ŞİMDİDEN GÜÇLÜ ADIMLAR ATMAZSA BU PROJEYİ DAHA SONRA BOZMAK ÇOK DAHA GÜÇ OLUR"

Ankara tüm bu yaşananların, başına örülmek istenen çorabın farkında ve oyunu bozmak için elinden gelen çabayı gösteriyor.

Ama bana kalırsa Türkiye, Afrin’deki gibi güçlü ve net adımlar atmazsa bu proje belirli bir aşamaya vardıktan sonra bozması çok daha güçleşebilir.

Bu projenin kilit noktası Kuzey Irak Bölgesel Kürt yönetiminin tavrıdır.

Erbil, "Ben bu projede yokum, PKK için Türkiye ile karşı karşıya gelmek istemem" dediğinde proje suya düşer.

Ama önemli olan Ankara’nın Erbil’e net bir şekilde "tarafını seç" demesidir.

ABD, Fransa ve diğerleri ne kadar bastırırsa bastırsın Erbil, bugünkü koşullarda Türkiye ile karşı karşıya gelemez, bu onların sonu olur. Sadece askeri anlamda değil, ekonomik ve siyasi istikrar anlamında da sonu olur.

Türkiye’deki Kürtlerin kahir ekseriyeti zaten PKK ile mücadelede devletin yanında ve arkasında. Türkiye, diğer ülkelerdeki Kürtlerin de ABD’nin piyonu PKK için kullanılmasını önlediğinde terörle mücadelede çok daha başarılı sonuçlar alacaktır.

İŞTE ZEKERİYA SAY'IN O YAZISININ TAMAMI;

Uzun yıllar Moskova’da kaldığı, orada öğrenim gördüğü için "Kızıl Molla" olarak anılan Molla Mustafa Barzani, 1946’da kurduğu "Kürdistan Demokrat Partisi"nde bir dönem "Marksist-Leninist" çizgiyi benimsemişti. Sonrasında "milliyetçi" damarı kabaran ve "Bağımsız Kürdistan" hayaliyle yanıp tutuşan Molla Barzani, 1972’de, Sovyetler Birliği tarafından yüzüstü bırakılınca, dümeni ABD’ye kırmıştı...

Oğlu İdris’i, CIA Başkanı Richard Helms’le görüşmek için gizlice CIA karargâhının bulunduğu ABD’nin Virginia eyaletine gönderen Molla Barzani, Irak’ın kuzeyinde olası bir özerkliği elde edebilmek için; "Şayet davamızda başarıya ulaşırsak ABD’nin 51. eyaleti olmaya hazırım" bile demişti. Baba Barzani, bu hayaline kavuşamadı ama ibretlik bir şekilde Amerika’da, hamisinin kucağında can verdi.

Molla Barzani’nin yerine gelen oğlu Mesut Barzani ise, her ne kadar; "görüşüyoruz ama anlaşamıyoruz" diyerek hedef saptırsa da, o da tıpkı babası gibi umudunu CIA’ya bağlamış, hatta bu ilişkiden ziyadesiyle nemalanmıştı.

SADDAM İLE BARZANİ BİR ARADA

Şöyle ki;

2002 yılında, gizli bir mekânda, KDP lideri Mesut Barzani, KYB lideri Celal Talabani ve sürgündeki 20 kadar Iraklı hukukçu, CIA ve ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilileriyle bir araya gelerek, dönemin Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin’in o yılın sonuna kadar devrilmesini kararlaştırmışlardı. 

Londra’da merkezli "Eş Şark El Avsat" gazetesi, herkesten gizlenen bu toplantıyı "Almanya’nın başkenti Berlin’de yapıldı" diye duyursa da…

Kısa bir süre sonra toplantının Almanya’da değil, ABD’nin Virginia eyaletinde, "Perry" adlı CIA kampında yapıldığı ortaya çıkmıştı.

TÜRKİYE KORKUSUNDAN TOPARLAYAMADIĞI KONSEYİ TEKRAR BİR ARAYA GETİRDİ

Ağabeyi İdris’ten tam 30 yıl sonra CIA’nın ayağına giderek, asilerin, teröristlerin ve ajanların "vizesiz" girip-çıkmasından ve "gayriresmi toplantıları"nı burada düzenlenmesinden dolayı "çiftlik" adı verilen kampta Amerikalılarla görüşen Mesut Barzani, sözüm ona "sır toplantı"dan yanlızca birkaç ay sonra, "Türkiye korkusu"ndan dolayı 6 yıldır toplanamayan "Kürt Parlamentosu"nu Erbil’de yeniden topladı.

"Parlamento başkanlığı" ve "federe devlet başbakanı" seçimlerini de yapan Kürt Parlamentosu bir anda "işlerlik" kazanarak çalışmaya başladı.

İLK TEBRİK ABD'DEN

İlk tebrik mesajını dönemin ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell’dan alan Kürt Parlamentosu’nun "onur konuğu" ise eski Fransa Cumhurbaşkanı François Mitterrand’ın eşi Danielle Mitterrand’dı.

Dönemin "kartel" gazeteleri dahi durumun ciddiyetini idrak ederek; "Kürt devleti fiilen kuruldu", "Bunun adı bal gibi devlet", "Kürt devletine adım adım" şeklinde manşetler atarken…

Türk hükümeti, Başbakan Bülent Ecevit’in müsteşarı Füsun Koroğlu riyasetinde; "TEAŞ, TEDAŞ, Karayolları, Afet İşleri, Kızılay, Sivil Savunma Genel Müdürlüğü ve DSİ"nin üst düzey yöneticilerini de çağırarak, adeta dalga geçer gibi Başbakanlık’ta bir "Savaş Zirvesi" düzenlese de, olan olmuştu bir kere.

"ECEVİT'İN ACZİYETİ"

Ecevit’in acziyeti nedeniyle adeta "oldu-bitti"ye getirilerek kurulan "Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi"nin lideri Mesut Barzani, CIA kampında gerçekleşen toplantıdan tam 15 yıl sonra, 25 Eylül 2017’de gerçekleştirdiği "korsan referandum" ile az kalsın "hayalim" dediği  "Bağımsız Kürdistan"a da kavuşacaktı ki...

Allah’tan, bu kez Türkiye’nin başında "Afet İşleri" ve "DSİ" yetkilileriyle "Savaş Zirvesi" toplayan Ecevit gibi bir lider yoktu da... Barzani’nin "Bağımsızlık" rüyalarını "kâbus"a çevirdik...

BARZANİLER TEKRAR ABD'NİN KUCAĞINDA

Mezkûr referandumdan 2 yıl sonra, "Barzaniler" ile "CIA"nın ismi, bir kez daha aynı haberde geçti.

Bu kez Mesut Barzani’nin oğlu Mesrur, babası ve amcası İdris’in sık sık ziyaret ettiği Virginia’da, CIA karargâhının yanında, 58 milyon dolara "malikâne" alarak, Amerikan istihbaratıyla komşu olmuştu.

Geçen sene atılan 406 milyon liralık bu adımın sesi, geçtiğimiz günlerde duyuldu.

1996’da toplanan Kürt Parlamentosu’nda "Barzani"yi yalnız bırakmayan ABD ile Fransa, bu kez Mesut Barzani’nin oğullarına Suriye’deki YPG/PKK’lılar için "paravan" olma rolünü biçmişler.

Böylece, Suriye’nin kuzeyini işgal eden YPG/PKK’ya, en büyük destekçisi IKBY Başkanı Neçirvan Barzani olan "Suriye Kürt Ulusal Konseyi" (ENKS) sayesinde "uluslararası arenada temsil" imkânı sağlayarak, teröristlerin "legalleşmesi"nin önünü açmayı planlıyorlar.

"Kazan kazan" anlayışıyla hareket ederek PKK’yı legalleştirmeye yönelik bu plana alet olan Barzanilerin, ne kazanacaklarını zaman gösterecek, göstermesine de...

Fakat şu da bir gerçek ki;

Türkiye, bu plana karşı düzenleyeceği olası bir zirveye muhtemelen "Afet İşleri" ve "DSİ"den çok daha ciddi kurumlarını davet edecektir.

Bilmem anlatabildim mi? 
Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Barut;
Barut; "Kara kışa inat, bahar gelecek"
Güzel Sanata Hazırlık
Güzel Sanata Hazırlık