Abidin Özçelik etkisi altında: 10 soruda Abidin Özçelik

 Abidin Özçelik etkisi altında: 10 soruda Abidin Özçelik
 Abidin Özçelik etkisi altında: 10 soruda Abidin Özçelik hande
Bu içerik 142 kez okundu.
Reklam

               Abidin Özçelik etkisi altında: 10 soruda Abidin Özçelik

               O, kariyer yolculuğunda zirveye doğru yol alıyor ve durmadan kendine yeni zirveler belirliyor. Karakterlerin ötesinde ve sahnelerin dışında, Abidin Özçelik ile etkileyici bir buluşma.

               Yaz mevsiminde özleyerek hatırlayacağımız bir günün sabahında, ekip arkadaşlarımızla bir araya geliyoruz. Ekibimizin enerjisi günün kalanında çok keyifli bir iş çıkaracağımızın habercisi. Çok geçmeden Abidin Özçelik’in neşeli ‘Günaydın!’ sesiyle bakışlarımızı kapıya çeviriyoruz. Yüzünde büyük bir gülümseme var ve hiç şüphesiz ‘cool’ tavrı onun etkileyiciliğini perçinliyor. İnsanın gözünün içine bakan ve karşısındakine tanışmaktan gerçekten memnun olduğunu hissettiren bir havası var. Biraz soluklandıktan sonra birer kahve içmek üzere büyük bir ahşap masaya geçiyoruz. Abidin Özçelik kahvesinden bir yudum alıyor ve birlikte hayattan bahsetmeye başlıyoruz. Laf lafı açıyor ve içinde bulunduğumuz dönemde en önemli varoluş ispatını ‘göstermek’ olarak yorumladığımdan bahsediyorum. Abidin Özçelik ise “Bence ‘göstermek’, olan ya da olacak olanın büyüsünü kaçırıyor” diyor.

               Onun için varoluşun ispatının gizlemekte yattığını öğreniyorum. Bu denli göz önünde bir kariyere göre tezat ama tam karşımdaki kişiye hayli yakışan bir düşünce diye içimden geçiriyorum. Sohbetimiz sürdükçe ondan ilhamla; podyumun, sahnenin, ışığın ve müziğin başarısında saf yetenekle gelmediğini de fark ediyorum. Çünkü Abidin Özçelik, müthiş enerjisini ve disiplinli çalışkanlığını çevresindeki herkese cömertçe yayıyor. Öyle ki onun bulunduğu ortamda herkesin yüzü gülüyor, her şey kendi zamanında ilerliyor ve fotoğraf makinesi dahi onun etkisi altına giriyor. Objektifle yakaladığı doğal uyumu gördüğünüz fotoğraflar ve içinden geldiği gibi yanıtladığı sorular bu anların eseri olarak karşınıza çıkıyor. Ekranda gördüğümüz, hayat verdiği tüm organizasyonların ötesinde bir Abidin Özçelik ile buluşmanın keyfini sürüyoruz. Şimdi sizi, oturduğumuz ahşap masada ayırdığımız boş sandalyeye davet ediyoruz. Aramıza hoş geldiniz diyor ve ilk sorudan başlıyoruz!

               Abidin Özçelik'in sıradan bir günü nasıl geçiyor?

               -Sabah kalkıyorum, kahvaltıdan sonra kahvemi içiyorum ve spora gidiyorum. Spordan sonra dünden hazırladığım programıma bakıyorum. Ardından arkadaşlarımla görüşüyorum. Son olarak, günü bitirip eve dönüyorum ve genellikle belgesel izleyip uyuyorum.

               Geçmiş yıllarda William Shakespeare’in “Dik tepelere tırmanmak için, başta yavaş yürümek gerekir.” sözünü not ederek bir fotoğrafınızı paylaşmıştınız. Sizin ‘dik tepeniz’ yani zirve olarak gördüğünüz nokta nedir ve ona ulaşırken nasıl bir tempoda yürüyorsunuz?

               -Bir hedefle, bir yol çiziyoruz. Hedeflediğimiz yolda birçok zorlukla da karşılaşıyoruz. Hedefimiz üzerindeki yolda karşımıza çıkan her zorluğa veya engele karşı durmaya çalışıyoruz. Her karşılaştığımız zorluğu ve engeli aştığımızdaysa zirvelerimizi yeniden keşfediyoruz. Aslında hayat yolumuzda belirlediğimiz hedef için çok çalışıyorsak ve ulaşmak istiyorsak birçok zirveyle tanışıyoruz. Benim bu yavaş ve emeklediğim yolculuğumda zirvem hiç bitmedi ve bitmeyecek… Her tanıştığım zirve, biraz daha üstüne çıkabileceğim yeni bir zirveye yol açacak.

               Şöhret basamaklarını hızla tırmandığınız bir gerçek. Sizce bu ışıltılı ve gösterişli dünya, içinde bulunan kişiye ne getiriyor ve ondan ne götürüyor?

               -İşimi çok seviyorum ve aslında sadece işimi iyi bir şekilde yapmaya çalışıyorum. Sonrasında gelen o ışıltılı ve gösterişli dünya, bu sektörün ve işimizin gereklilikleri olarak doğuyor. Benden bir şey götürdüğünü düşünmüyorum; ama bana, beni kattığını, mutluluk kaynağım olduğunu ilk kez podyuma çıktığımdan beri hissettiğim şeyi hissediyorum. Sahnede gerçekten yaşadığımı ve orada olmam gerektiğini hissediyorum.

               Yeni bir hayata sıfırdan başlama fikri hakkında biraz düşünelim… Her şeyin mümkün olacağı bu yeni hayatta nerede, ne yapıyor olabilirsiniz?

               -Bu soruya başka bir yerden cevap vermek istiyorum müsaade ederseniz. Yeni bir hayat fikri kesinlikle çok güzel ama ben yine aynı hayatı seçerdim. Fakat yeni bir dünyaya doğmak isterdim. İnsanların gerçekten ‘insan’ olabildiği, kötülüğün ve haksızlıkların bu derece rahat yapılamadığı, cana kıyılamayan; hayvanlara, kadınlara, her yaşayan canlıya saygı duyulan ve asla zarar verilemeyen bir dünyaya doğmak isterdim. Eşit ve yalansız bir hayata doğmak isterdim. Paranın değil de iyi niyetin hüküm sürdüğü bir dünyaya...

               Hayata dair bir meydan okumanız var mı?

               -Hayatım, hayallerim, ailem, işim… Bunun için birçok sebebim var ama bu dönemimde en büyük motivasyon kaynağım işim diyebilirim. Hiçbir günümü boş geçirmek istemiyorum. Boş olarak düşündüğüm her saat, her gün benim çok canımı sıkıyor ve eksildiğimi hissediyorum. O yüzden her yeni günü programlayıp geceden notlarımı alıyorum. Sabahları o gün ne yapacağımı bilerek uyanıyorum.

               Etrafta kimse yokken, kimse bakmadığında veya yalnız kaldığınızda nasıl birisiniz?

               -Dikkatli, çok düşünen ve inceleyen biriyim. Mutlu olma gayem var artık hayatta. Mutlu olmadığım ve iyi hissetmediğim hiçbir şeyin içinde olmak istemiyorum. Uzak duruyorum.

               Stilinize baktığımızda genellikle sade ve şık parçalardan oluştuğunu görüyoruz. Sizin için kıyafet seçimindeki en önemli kriter nedir?

               -Sadece kendimi mutlu hissettiğim kıyafetleri giyiyorum. Sizin de söylediğiniz gibi kıyafetlerimin sade ve şık olmasına özen gösteririm. Renk olarak ise genellikle siyah ve beyazı tercih ederim.

               Müsaade ederseniz biraz da hayal dünyanıza konuk olmak isteriz… Hayal kurarken gerçekçi biri misiniz, yoksa sınırları ortadan kaldıran mı?

               -Sınırları ortadan kaldıran biriyim. Bilmek ise en büyük hayalim. Bir gün her şeyi bileceğime, evreni, uzayı, hayatı anlayacağıma inanıyorum.

               Bu kadar konunun ardından aşktan bahsetmememiz imkansız. Aşk hepimiz tarafından farklı tanımlar ve reaksiyonlarla yaşanıyor... Sizin romantik dünyanızda aşk tam olarak neyi temsil ediyor?

               -Aşk, her canlının bildiği fakat tarif edemediği bir şey. Aşk parmak izi gibidir. İnsandan insana değişkenlik gösterir. Benim için aşk, sadakat ve güveni temsil ediyor.

               Son olarak, bir zaman kapsülü sorumuz var. Gelecekteki buluşmamızda sormak üzere, gelecekteki Abidin Özçelik'e mutlaka neyi sormalıyız?

               -‘Ne yaptın? , ‘Son görüşmemizden bu yana ne yaptın?’ ve ‘Bu yaptığın şeyden ya da şeylerden mutlu musun?’

Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
MEÜ Tıp fakültesine kuvöz hediye ettiler
MEÜ Tıp fakültesine kuvöz hediye ettiler
Burak Kalfa  Kimdir?
Burak Kalfa Kimdir?