Batuhan Şen Kimdir?

Batuhan Şen Kimdir?
Batuhan Şen Kimdir? News Tanıtım
Bu içerik 613 kez okundu.
  1. Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Öncelikle merhabalar, Ben Batuhan Şen. Doğma büyüme İstanbulluyum. İlköğretim, ortaöğretim ve Liseyi İstanbul’da tamamladıktan sonra Abdullah Gül Üniversitesinde İngilizce Mimarlık okumaya başladım. Şu an ikinci sınıfım, açıkçası mimarlık, okuması diğer disiplinlerle idare etmesi zor bir meslek olsa da bölümümden memnunum. İlgi alanlarım arasında bolca müzik dinlemek ve kitap okumak var. Ayrıca doğa yürüyüşlerini ve kampları çok severim 3 yıllık bir izcilik deneyimim olduğu için bu tarz doğa ile etkileşime açık aktiviteler hep eğlenceli ve huzur verici olmuştur benim için. Şu sıralar pek sık gidemesem de tiyatrolara gitmeyi de çok severim. Sportif biri pek değilim ancak basketbol oynamayı, yüzmeyi, badminton oynamayı çok severim. 

Kendinizi ne zaman yazar olarak tanımlamaya başladınız?

Açıkçası kendimi hâlâ tam bir yazar olarak tanımlayamıyorum. Belki de ulaşmak istediğim kitleye tam anlamıyla ulaşamamış olmamdan kaynaklı olabilir ancak bir yazar olarak iş yapabileceğime inanmaya başladığım zaman Sevgili öğretmenim Sin Eren den aldığım kabul sonrası olmuştu. Onun öncesinde kendi kendime yazdığım bir sürü şarkı sözü minik şiirler ya da kompozisyonlar olmuştu ancak hiçbir zaman okuldaki o yarışmalara katılan ya da yazısını dergilere gönderen çocuklardan biri olmadım. Yapamayacağımı düşünmediğimden değil aslında sadece eğitim hayatı boyunca bu tarz şeylerle ilgilenecek vakti bulan ya da vakit harcamasına izin verilen o çocuklardan olmamıştım. Sürekli dershaneler ya da etütlerle gidip geldiğim için hayatım bir yandan eğitimsel olarak yükselişteydi ancak ben hep sanatsal bir şeyler yapmak istiyordum. Bu yüzden yazdım, şarkı söyledim, 4 yıl boyunca ortaokuldaki okulumun tiyatro kursunun kadrosunda yer aldım, Şiirler okudum, sunuculuk yaptım vs. belki de o zamanlardan itibaren bir yazar olarak tanımlıyordum kendimi. Sadece bunu söyleyecek cesareti içimde bulamıyordum. Aslında şu an için düşünecek olursam da aynı şey geçerli olabilir.

  1. Türkiye’de ve dünyada en beğendiğiniz yazar / yazarlar kimler?

Türkiye çapında düşünecek olursam Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı Yazarlarından Sabahattin Ali’yi sevdiğimi söyleyebilirim. Ya da Milli Edebiyat Dönemi Yazarı Reşat Nuri Gültekin’i söyleyebilirim. Özellikle yarattığı o kurgusal karakterler ve hikâyelerin işleyişi hikayelerdeki doğu-batı çatışmasının aktarımı hep özendiğim ve hayran kaldığım bir şeydi. Doğruyu söylemek gerekirse Dünya edebiyatından sevdiğim yazar sayısı daha fazla, belki de bunun sebebi dilimizde gerçekleşen değişimler ya da modern Türkiye’nin sanata karşı gösterdiği ilgisiz tavrın yaratmış olduğu kötü ya da gölgede bırakılmış ürünler mantığı olabilir. Demek istediğim artık eserleriniz online okuma sitelerinde, sosyal medyada ki booktuber olduklarını iddia ettikleri fakat para karşılığında yorum yapıp ücretsiz bir şekilde sizden kitap alıp kitabınızı ona göre yorumlayan insanların yarattığı ya da popüler kültürün yarattığı o ürünlerden biri değilse kitabınız ne kadar iyi olursa olsun pek de başarıyı yakalamıyor. Bu yüzden iyi olmasına rağmen doğru reklam stratejisi ile yönetilmediği için sönük kalan ürünler değil kötü olsa bile ünlü birinin yazdığı ya da yazdırdığı ya da reklamı çok yapılan o kitaplar rafları dolduruluyor ülkemizde. Elbette sözüm meclisten dışarı bu işi hakkıyla yapan bir sürü insan var bu söylediklerim onları ilgilendiren bir durum değildir. Belki de bu yüzden dünya edebiyatı daha çok ilgimi çekiyor.  Bu yüzden şu sıralar kitaplarını okuduğum ve sevdiğim yazarlar Sharon M. Draper, Lewis Caroll, Virginia Woolf, Frances Hodgson Burnett ve özellikle Stephen King. King’in yarattığı korku temalı kitaplar ve hayal gücünün kitapları üzerindeki bu denli etkisi beni her seferinde etkilemiştir. Açıkçası özellikle de kitaplarda korku teması ve vahşet görmeyi -utanarak söylüyorum- seven birisi olarak kendisinin yazdığı her bir kitaba ve konusuna hayranım.

  1. İlk kitabınızı bastırmayı ne zaman düşündünüz?

Aslında kitabı bastırmayı düşünerek yazmaya başlamamıştım. Dediğim gibi hiçbir zaman bu tarz taraklarda bezi olan birisi olmadım ancak yazmak ne olursa olsun hep çok iyi gelmişti. Ve sürekli kafasında minik senaryolar kuran birisi olarak artık zihnimi kaosa çeviren bu düşünceleri ve hikâyeleri toparlamam gerektiğini hissediyordum. Sonrasında bunu okuma zevkine güvendiğim birkaç arkadaşıma ve kuzenime okuttum. Açıkçası olumlu dönüşleri ile kitabı biraz da olsa yayınlatabileceğime olan inancım arttırmışlardı o zamanlar. Sonrasında araya üniversite sınavı ve pandemi girince tamamen o konuyu rafa kaldırdım ancak üniversitemin ilk ayları hem farklı bir şehir de olmanın verdiği duygular hem de hazırlık döneminde yaşadığım minik çaplı boş zamanlar kitabı tekrar elime almamı sağladı. Böylece taslağını Sevgili Sin Eren öğretmenime gönderdim. Açıkçası kendisine ve yaptığı işlere hem araştırarak hem de sosyal medyadan takip ederek hayranlık duyuyordum. Bu yüzden onun cevabı benim için çok önemliydi. Kendisinden mail aldığım günü dün gibi hatırlıyorum, heyecanla odamdan salona gidip kabul aldığımı öğretmenimin benimle çalışmak istediğini büyük bir heyecanla aileme söylemiştim. İşte o zaman tam anlamıyla bu kitap ne olursa olsun basılmalı demiştim kendime. Ve basıldı da.

  1. Ne tür okuyucu kitlesine hitap ediyorsunuz?

Hitap ettiğim okuyucu kitlesinin elbette konusundan ve isminden -genel kanı üzerinden de gidersem- genç insanlar olduğunu söyleyebilirim. Ben de bir gencim ve böyle bir kitleye onlardan biri olarak en iyi şekilde anlayıp yansıtabileceğime inanıyorum. Ancak şunu da söylemeden geçmek istemiyorum. Bu kitabı ön sözde de bahsettiğim gibi sadece gençler için yazmadım. Yazdığım şey bir gençlik kurgu hikâyesi olsa da temelde yatan şeyler büyük ya da küçük genç ya da yaşlı kadın ya da erkek herkesin başına gelebilecek veya gelmiş olan olayların kendisiydi. Bu yüzden ne kadar gençler olduğunu söylesem de içerik bakımından -elbette içerdiği bazı kurgulardan dolayı küçük çocukların okuması sağlıklı olmayabilir- her okuyucuya hitap eden bir roman.

  1. Kitabınızın teması nedir?

Kitabımın genel 3 teması var Fantastik, Hüzün ve Dostluk. Bu temalar üzerinde yoğunlaşarak kitabı yazmak istedim çünkü fantastik bir dünya yaratarak ne kadar gerçeklerden kaçarsak kaçalım hüznün her yerde olduğunu ve bunun aslında çok normal bir şey olduğunu dostluk ve aile kavramı üzerinden göstermek izleyebileceğim bir yoldu.

  1. İlham kaynağınız nedir?

Ah, İlham kaynağım için basitçe okuduğum fantastik kitaplar, izlediğim filmler ve çocukken ölüp bittiğim meraklısı olduğum o mitolojiler diyebilirim ancak biraz daha derinlere inmek istiyorum. Kitabı yazmaya başlamam aslında Lise 3’te tarih dersinde çok sevdiğim bir dizinin yeni sezonunun çıkması ile kafamda hayalini kurduğum bir sahneyi kurgulamamla başlamıştı. İlk başlarda sadece tek bir karakter ve onun antagonisti etrafında dönen kurgudan ibaret bir olay örgüsü dizisi ya da roman olmasını planlıyordum ancak sonrasında kendimden bir şeyler eklemek istedim. Bu yüzden karakterleri kendi kız kardeşim – ikizim- ve bana benzettim. Elbette karakter olarak tamamen abartılmış ve farklı bir şey yapmam gerekiyordu. Bu yüzden fiziksel olarak daha da uçuk hale getirmek istedim onları kişiliklerini değiştirdim. Sonrasında etrafımda, okulda ya da yeni dönem okuduğum mangalarda şahit olduğum bazı okul sorunlarını ekleyerek hikâyeyi iyice geliştirmeye başladım. Kitap ilerledikçe eksik olduğum kısımları özellikle de karakterleri mitolojilerden yararlanarak tamamlıyor olay örgüsünü de hem okuduğum kitaplar ve mangalardan sonrasında ise kendi zihnimin pek hoşlanmasam da var olan o dehşet verici ve korkutucu tarafından faydalanarak olay örgüsünü yazmaya başlıyordum. Hikâye, başından beri kafamda belliydi yazdıkça devamı geldi, eksik hissettikçe tamamlamaya çalıştım. Yok ettim, var ettim, sildim ya da çizdim. Bu yüzden söyleyebilirim ki ilham kaynağım her yazar da olduğuna inandığım gibi biraz hayal gücüm biraz da gördüğüm diğer hayatlar ve kendi yaşamımdı.

  1. Okurlar eserinize nereden ulaşabilir?

Sevgili okurlarımız eserime D&R, Idefix, kitapyurdu, Trendyol, Hepsiburada, Amazon vs. gibi diğer internet sitelerinden ve kitapçılarından ayrıca yayınevinin kendi sitesi üzerinden temin edebilirler.

  1. Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Öncelikle merhabalar, Ben Batuhan Şen. Doğma büyüme İstanbulluyum. İlköğretim, ortaöğretim ve Liseyi İstanbul’da tamamladıktan sonra Abdullah Gül Üniversitesinde İngilizce Mimarlık okumaya başladım. Şu an ikinci sınıfım, açıkçası mimarlık, okuması diğer disiplinlerle idare etmesi zor bir meslek olsa da bölümümden memnunum. İlgi alanlarım arasında bolca müzik dinlemek ve kitap okumak var. Ayrıca doğa yürüyüşlerini ve kampları çok severim 3 yıllık bir izcilik deneyimim olduğu için bu tarz doğa ile etkileşime açık aktiviteler hep eğlenceli ve huzur verici olmuştur benim için. Şu sıralar pek sık gidemesem de tiyatrolara gitmeyi de çok severim. Sportif biri pek değilim ancak basketbol oynamayı, yüzmeyi, badminton oynamayı çok severim. 

Kendinizi ne zaman yazar olarak tanımlamaya başladınız?

Açıkçası kendimi hâlâ tam bir yazar olarak tanımlayamıyorum. Belki de ulaşmak istediğim kitleye tam anlamıyla ulaşamamış olmamdan kaynaklı olabilir ancak bir yazar olarak iş yapabileceğime inanmaya başladığım zaman Sevgili öğretmenim Sin Eren den aldığım kabul sonrası olmuştu. Onun öncesinde kendi kendime yazdığım bir sürü şarkı sözü minik şiirler ya da kompozisyonlar olmuştu ancak hiçbir zaman okuldaki o yarışmalara katılan ya da yazısını dergilere gönderen çocuklardan biri olmadım. Yapamayacağımı düşünmediğimden değil aslında sadece eğitim hayatı boyunca bu tarz şeylerle ilgilenecek vakti bulan ya da vakit harcamasına izin verilen o çocuklardan olmamıştım. Sürekli dershaneler ya da etütlerle gidip geldiğim için hayatım bir yandan eğitimsel olarak yükselişteydi ancak ben hep sanatsal bir şeyler yapmak istiyordum. Bu yüzden yazdım, şarkı söyledim, 4 yıl boyunca ortaokuldaki okulumun tiyatro kursunun kadrosunda yer aldım, Şiirler okudum, sunuculuk yaptım vs. belki de o zamanlardan itibaren bir yazar olarak tanımlıyordum kendimi. Sadece bunu söyleyecek cesareti içimde bulamıyordum. Aslında şu an için düşünecek olursam da aynı şey geçerli olabilir.

  1. Türkiye’de ve dünyada en beğendiğiniz yazar / yazarlar kimler?

Türkiye çapında düşünecek olursam Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı Yazarlarından Sabahattin Ali’yi sevdiğimi söyleyebilirim. Ya da Milli Edebiyat Dönemi Yazarı Reşat Nuri Gültekin’i söyleyebilirim. Özellikle yarattığı o kurgusal karakterler ve hikâyelerin işleyişi hikayelerdeki doğu-batı çatışmasının aktarımı hep özendiğim ve hayran kaldığım bir şeydi. Doğruyu söylemek gerekirse Dünya edebiyatından sevdiğim yazar sayısı daha fazla, belki de bunun sebebi dilimizde gerçekleşen değişimler ya da modern Türkiye’nin sanata karşı gösterdiği ilgisiz tavrın yaratmış olduğu kötü ya da gölgede bırakılmış ürünler mantığı olabilir. Demek istediğim artık eserleriniz online okuma sitelerinde, sosyal medyada ki booktuber olduklarını iddia ettikleri fakat para karşılığında yorum yapıp ücretsiz bir şekilde sizden kitap alıp kitabınızı ona göre yorumlayan insanların yarattığı ya da popüler kültürün yarattığı o ürünlerden biri değilse kitabınız ne kadar iyi olursa olsun pek de başarıyı yakalamıyor. Bu yüzden iyi olmasına rağmen doğru reklam stratejisi ile yönetilmediği için sönük kalan ürünler değil kötü olsa bile ünlü birinin yazdığı ya da yazdırdığı ya da reklamı çok yapılan o kitaplar rafları dolduruluyor ülkemizde. Elbette sözüm meclisten dışarı bu işi hakkıyla yapan bir sürü insan var bu söylediklerim onları ilgilendiren bir durum değildir. Belki de bu yüzden dünya edebiyatı daha çok ilgimi çekiyor.  Bu yüzden şu sıralar kitaplarını okuduğum ve sevdiğim yazarlar Sharon M. Draper, Lewis Caroll, Virginia Woolf, Frances Hodgson Burnett ve özellikle Stephen King. King’in yarattığı korku temalı kitaplar ve hayal gücünün kitapları üzerindeki bu denli etkisi beni her seferinde etkilemiştir. Açıkçası özellikle de kitaplarda korku teması ve vahşet görmeyi -utanarak söylüyorum- seven birisi olarak kendisinin yazdığı her bir kitaba ve konusuna hayranım.

  1. İlk kitabınızı bastırmayı ne zaman düşündünüz?

Aslında kitabı bastırmayı düşünerek yazmaya başlamamıştım. Dediğim gibi hiçbir zaman bu tarz taraklarda bezi olan birisi olmadım ancak yazmak ne olursa olsun hep çok iyi gelmişti. Ve sürekli kafasında minik senaryolar kuran birisi olarak artık zihnimi kaosa çeviren bu düşünceleri ve hikâyeleri toparlamam gerektiğini hissediyordum. Sonrasında bunu okuma zevkine güvendiğim birkaç arkadaşıma ve kuzenime okuttum. Açıkçası olumlu dönüşleri ile kitabı biraz da olsa yayınlatabileceğime olan inancım arttırmışlardı o zamanlar. Sonrasında araya üniversite sınavı ve pandemi girince tamamen o konuyu rafa kaldırdım ancak üniversitemin ilk ayları hem farklı bir şehir de olmanın verdiği duygular hem de hazırlık döneminde yaşadığım minik çaplı boş zamanlar kitabı tekrar elime almamı sağladı. Böylece taslağını Sevgili Sin Eren öğretmenime gönderdim. Açıkçası kendisine ve yaptığı işlere hem araştırarak hem de sosyal medyadan takip ederek hayranlık duyuyordum. Bu yüzden onun cevabı benim için çok önemliydi. Kendisinden mail aldığım günü dün gibi hatırlıyorum, heyecanla odamdan salona gidip kabul aldığımı öğretmenimin benimle çalışmak istediğini büyük bir heyecanla aileme söylemiştim. İşte o zaman tam anlamıyla bu kitap ne olursa olsun basılmalı demiştim kendime. Ve basıldı da.

  1. Ne tür okuyucu kitlesine hitap ediyorsunuz?

Hitap ettiğim okuyucu kitlesinin elbette konusundan ve isminden -genel kanı üzerinden de gidersem- genç insanlar olduğunu söyleyebilirim. Ben de bir gencim ve böyle bir kitleye onlardan biri olarak en iyi şekilde anlayıp yansıtabileceğime inanıyorum. Ancak şunu da söylemeden geçmek istemiyorum. Bu kitabı ön sözde de bahsettiğim gibi sadece gençler için yazmadım. Yazdığım şey bir gençlik kurgu hikâyesi olsa da temelde yatan şeyler büyük ya da küçük genç ya da yaşlı kadın ya da erkek herkesin başına gelebilecek veya gelmiş olan olayların kendisiydi. Bu yüzden ne kadar gençler olduğunu söylesem de içerik bakımından -elbette içerdiği bazı kurgulardan dolayı küçük çocukların okuması sağlıklı olmayabilir- her okuyucuya hitap eden bir roman.

  1. Kitabınızın teması nedir?

Kitabımın genel 3 teması var Fantastik, Hüzün ve Dostluk. Bu temalar üzerinde yoğunlaşarak kitabı yazmak istedim çünkü fantastik bir dünya yaratarak ne kadar gerçeklerden kaçarsak kaçalım hüznün her yerde olduğunu ve bunun aslında çok normal bir şey olduğunu dostluk ve aile kavramı üzerinden göstermek izleyebileceğim bir yoldu.

  1. İlham kaynağınız nedir?

Ah, İlham kaynağım için basitçe okuduğum fantastik kitaplar, izlediğim filmler ve çocukken ölüp bittiğim meraklısı olduğum o mitolojiler diyebilirim ancak biraz daha derinlere inmek istiyorum. Kitabı yazmaya başlamam aslında Lise 3’te tarih dersinde çok sevdiğim bir dizinin yeni sezonunun çıkması ile kafamda hayalini kurduğum bir sahneyi kurgulamamla başlamıştı. İlk başlarda sadece tek bir karakter ve onun antagonisti etrafında dönen kurgudan ibaret bir olay örgüsü dizisi ya da roman olmasını planlıyordum ancak sonrasında kendimden bir şeyler eklemek istedim. Bu yüzden karakterleri kendi kız kardeşim – ikizim- ve bana benzettim. Elbette karakter olarak tamamen abartılmış ve farklı bir şey yapmam gerekiyordu. Bu yüzden fiziksel olarak daha da uçuk hale getirmek istedim onları kişiliklerini değiştirdim. Sonrasında etrafımda, okulda ya da yeni dönem okuduğum mangalarda şahit olduğum bazı okul sorunlarını ekleyerek hikâyeyi iyice geliştirmeye başladım. Kitap ilerledikçe eksik olduğum kısımları özellikle de karakterleri mitolojilerden yararlanarak tamamlıyor olay örgüsünü de hem okuduğum kitaplar ve mangalardan sonrasında ise kendi zihnimin pek hoşlanmasam da var olan o dehşet verici ve korkutucu tarafından faydalanarak olay örgüsünü yazmaya başlıyordum. Hikâye, başından beri kafamda belliydi yazdıkça devamı geldi, eksik hissettikçe tamamlamaya çalıştım. Yok ettim, var ettim, sildim ya da çizdim. Bu yüzden söyleyebilirim ki ilham kaynağım her yazar da olduğuna inandığım gibi biraz hayal gücüm biraz da gördüğüm diğer hayatlar ve kendi yaşamımdı.

  1. Okurlar eserinize nereden ulaşabilir?

Sevgili okurlarımız eserime D&R, Idefix, kitapyurdu, Trendyol, Hepsiburada, Amazon vs. gibi diğer internet sitelerinden ve kitapçılarından ayrıca yayınevinin kendi sitesi üzerinden temin edebilirler.

Teşekkürler.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Profesyonel Make Up Uzmanı Şeyma Karakut: Makyajın Büyülü Dokunuşu
Profesyonel Make Up Uzmanı Şeyma Karakut: Makyajın Büyülü Dokunuşu
YÖK'ten yurt dışı eğitim uyarısı
YÖK'ten yurt dışı eğitim uyarısı